Geçmemişsin çemberinden feleğin
Kale kapısına dönmüş yüreğin
Bükülmez mi sanıyorsun bileğin
Bir sevda tutarsa toz eder seni
Tükenir dermanın biter seferin
Tel tel dökülürsün yanar her yerin
Ne çeliğin kalır ne de demirin
Bir sevda tutarsa köz eder seni
Derelerin kurur akmaz suların
Ak olur saçların solar alların
Çıkışı tükenir butün yolların
Bir sevda tutarsa düz eder seni
Her uçuşun birde düşüşü vardır
Gafil olmayana her yer diyardır
Sendeki de bir beden de bir candır
Bir sevda tutarsa buz eder seni
Süründürür el açtırır ellere
Duman eder karıştırır yellere
Şehirden şehire dilden dillere
Bir sevda tutarsa söz eder seni
Hoşçakal Cennet Çiçeği
Ey benim Cehenneme meyilli ömrümün cennet çiçeği
Hayalinin beline sarılıp ruhundan öptüğüm ıssız gecelerde
Ne çok dinlemiştim adının türküsünü
Başucumdaki frekansı bozuk radyoda
Sanki Yokluğunda bütün fakir analar beni doğurdu
İntihar sektöründe kadrolu, ölümü düşünen işsiz babaların
Yüreğinde bastırdığı feryatlarını biriktirdim sana
"Biz" demeyi unutmuş bir toplumun bencilliğini andırsa da
bakışların,
Gelmeyeceğini bile bile
"Ben" demekten utanan bir masumun ezikliğiyle bekledim yinede seni…
Olsun
Alışırım elbet yokluğuna.
Alt tarafı
Sana benziyordu bütün çiçekler
Aşk tarafı
Bana benziyordu paslanmış ömürler
Kör baksam aşk görür
Aşka baksam kör olurum...
Yüreğimde kara bulutlar
Ben susarım kâinat ağlar
Hırsızdık ikimizde
Sen yüreğimi,
Ben ise
Gözlerimde yeni doğmuş bir bebeğin hayattan korkusu
Ve Koynumda terk edilmiş yalnızlığımın en kuytusuyla
Kimseler anlamasın diye çaresizliğimi,
Islık çaldım.
Şunu bil ki
Bir daha adına şiirler yazılmayacak
Yazılsa bile okunmayacak
Ve hiçbiri
Sana bu şiir kadar dokunmayacak!
Ben kime büyüsem sevdiğim, çocukluğum ihtiyarladı.
Ben kime gülsem sevdiğim, yüreğim kan ağladı…
Bütün yakınlara biraz daha uzak
Ve tuzaklara yakın masumiyetim.
İşte gidiyorum,
Senin sevgindir meleklere vasiyetim